Ilıcapınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ilıcapınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ILICAPINAR

Bir bölgeyi, beldeyi sevdim mi hep gitmek isterim. Hadim, Taşkent, yöreleri her zaman severek gittiğim yöreler. Buralarda öyle güzel beldelerimiz var ki gezmeye, görmeye doyamaz insan. Görmeye değer öyle çok yer var ki, hangisini sayacağını şaşırır insan. Bolat Yaylası'nda Antik Tiyatro, Ayboğazı Şelalesi, Yerköprü, Zengibar Kalesi gibi yüzlerce yer. Birde buna insan sevgisini, sıcaklığını ekleyin yeter. Hele şu yaz ayları bütün yaylalar, vadiler yörüklerle dolmuştur. Cıvıl cıvıldır su başları. Taşkent'ten çıkınca sola dönen yol, yöre insanlarının tabiriyle Boğaziçi'dir. Yaklaşık 30 kilometrelik bu yol ülkemizin en güzel, görmeye değer yollarından biridir. Yol boyunca Ilıcapınar, Afşar, Balcılar, Çetmi, Bolay gibi beldelerimiz vardır. Bu beldelerimizde yaz aylarında şenlikler yapılır. Şenlikleri bahane ederek giderim oralara. “Hısımımız gelmiş” diye karşılarlar. Kimi zaman bir pilav tenceresinin başına çöker hem yer hem dertleşiriz. Kimi zaman bir arabaya doluşur yayla yayla dolaşırız. Ilıcapınar'a ilk gidişim 2000 yılında yapılan şenlikte olmuştu. Boğaz içindeki öteki beldelere kaç kere gitmiştik ama Ilıcapınar'a ilk gitmiştim. Ilıcapınar 4 mahallenin birleşmesi ile yeni belediyelik olmuştu. O yıl şenliğin üçüncü yılıydı. Ardıçların gölgesine oturup türküler dinlemiş, güreşçilerin mücadelelerini izlemiştik. Beldenin adı Ilıcapınar'dı. Ama pınarla suyla hiç ilgisi yoktu. Şenlikten döndükten sonra yerel bir gazeteye şunları yazmıştım.“Dört mahalleden oluşan beldenin en büyük sorunu su. Adının bir yarısı pınar olmasına rağmen sudan yana kısmeti kesik Ilıcapınar'ın. Şenlik bittikten sonra Belediye Başkanı M. Akay ile su çalışması yapılan bölgeye gittik. Beldeye onbeş kilometre uzaktan getiriliyor su. Kayaları dele dele döşeniyor borular. Çimento ve kumu belde insanı sırtlarında taşıyor vadiye. Çünkü ne bir araba ulaşabiliyor ne hayvan. Ferhat'ın dağları delmesi gibi bir şey belde halkının yaptığı. Kimseden yardım görmeden, imece usulü ile yapıyorlar.”Ilıcapınar'a en son dokuz Mayıs 2004'te gittim. Çalı Dergisi ve kız meslek lisesi öğrencilerin toparladıkları kitap ve kırtasiye malzemelerini götürdük. Pazar olmasına rağmen bütün öğretmen ve öğrenciler okuldaydı. Belde öğrencileri ile kız meslek lisesi öğrencilerinin hemen kaynaşıvermeleri, okulun koridorunda saç böreği yemeleri gerçekten görmeye değerdi.Ilıcapınar Konya'ya yaklaşık 140 km. Çetmi, Balcılar otobüsleri ile ulaşmak mümkün ama yemek ve kalacak yer sorunu var. Tur ile gidenler Hadim ya da Taşkent'teki otellerde konaklayarak çevreyi gezebilirler. Taşkent Oteli'nin tam karşısındaki çeşmelerde buz gibi Sultansuyu akıyor. Bitişiğindeki parkta ise alabalık yiyerek Boğaziçi'nin nefis manzarasını seyretme imkanı var. Yöreye gidenler Çetmi'de Ayboğazı Şelalesi'ni Balcılar'da koca ardıcı, Gevne Vadisi'ni Sarıveliler Yolu üzerinde, Perşembe günleri kurulan yörük pazarını mutlaka görmeliler.

Toroslarda Beldeler, Yaylalar

Toroslarda Beldeler, Yaylalar
Sarı yaylam seni yaylayamadım kar iken
Alaca kekliği avlayamadım toy iken
Bende bu gençlik sende bu güzellik var iken
Alırım ahdımı koymam ben sizde."

Çetmi'nin Sesi Dergisinin üçüncü sayısından almıştım üstteki dizeleri. Sarı kız teyze anılarını anlatırken okumuş türküyü. Yöreyi ve insanı en güzel türküler anlatır zaten. Bu dizeler aklıma geldikçe, Toros yaylalarında, beldelerindeki güzel insanlar gelir gözlerimin önüne. Bahar geldi mi yaylaların canlanma zamanıdır artık. Navruzlar, çiğdemler, kardelenler, yabani lalelerin açıp, solduğu, karların eridiği Yörük katarının yola düşme zamanıdır. Vadi boylarında, bahçelerde çapa sallıyor insanlar. Ağaçların çevresi açılıyor, her yer düzenleniyor. Gelen baharın coşkusuyla canlanıyor Toroslar.

Toroslarda görmeye değer, gerçekten insanın "yabancı dünyanın cenneti" diyebileceği bölgelerden biri de Taşkent'ten sola dönünce başlayan yaklaşık 30 kilometrelik bir vadi. Benim Boğaziçi diye adlandırdığım vadi boyunca uğrayacağınız her beldede insanlar sizi güler yüzle karşılar, bir dilim ekmeğini bölüşür, gönül hoşluğu ile uğurlar. Yine uğrayacağınız her beldede belki de yaşamınızda hiç göremeyeceğiniz güzelliklerle karşılaşırsınız.

Taşkent'i geçtikten sonra sola dönünce vadiye inmeden önce karşınıza çıkacak ilk beldede bembeyaz evleriyle Avşar'dır. Onun hemen altında, iki köyün birleşmesiyle belediyelik olan Ilıcapınar vardır.

Her yeni belediyelik gibi Ilıcapınar Belediyesi de bir yığın sorunu kendi çabası, yapabilmek için Torosların taşı, kayası ile cebelleşmek gerekiyor. İki yıl önce belediye başkanı beldeye getirilen suyun kaynaktan beldeye kadar nasıl getirildiğini yerinde gezdirip anlatmıştı. 10 km uzaklıktaki suyu, kayaları oyarak nasıl güçlükle getirildiğini gözlerimizle görmüştük. Ferhat'ın dağları delmesine benziyordu yaptıkları iş.

Göksu Irmağı'nın bir kolu Ilıcapınar'ın hemen altından akıp gidiyordu. Rafting ve doğa sporları için az bulunur vadilerden biri burası.

Çetmiye varmadan sola dönerseniz Balcılar (Alata'ya) ulaşırsınız. Balcılar, Mersin'in Erdemli ilçesine bağlı Alata köyünden göçmüşler. Çetmi ve Bolay'ı gezdikten sonra Balcılar'da kendinize mükellef bir alabalık ziyafeti çekebilirsiniz.

Çetmi, bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri. Toroslara özgü ahşap yapılarla beton binalar iç içe. Çetmi'ye girebilmek için iki tarafı yüksek kayalarla çevrili dar bir yoldan geçmek gerekiyor.
Dört yanı dağlarla çevrili beldenin çıkışı ve girişi bu dar yol. Yaylalara bozuk, stabilize bir yoldan ulaşılıyor. Bir ucu Göksu Irmağı'na ulaşan vadi Çetmi'de Ayboğazı'ndan başlıyor. Bahçelerin arasında yapacağınız yarım saatlik bir yürüyüş sizi bölgenin en görkemli güzelliklerinden birine ulaştırır; Ayboğazı Şelalesine. Yüksek kayalıkların arsından gürül gürül akan su, şelalenin önünde küçük bir göl oluşturduktan sonra Çetmi'nin, Ilıcapınar'ın, Balcılar'ın, Sazak'ın bahçelerine bereket saça saça Göksu'ya akar gider.

Çetmi, otantik değerlerini hala koruyan beldelerimizden biri. Deve Oyunu Tekecik oyunu ile, özel asker uğurlama törenleri ile gelenek ve göreneklerini sürdürüyor. Yöreye gezi düşünürseniz, bunun için en uygun tarih Ağustosun son haftası derim. Çünkü, o gün Çetmililerin pilav günüdür ve yöre halkını tanımak için bulunmaz fırsattır.

Bolay, Çetmi'nin tam karşısında Torosların yamacına kurulmuş bir beldemizdir. Bolay'da yeni belediye olan beldelerimizden biri. Bu yüzden sorunları çok. Bir küçük sağlık ocağı yapabilmek için bile dağları devirmek gerekiyor. Bütün Toros köylerinde olduğu gibi Bolay'da da evler genellikle iki katlı. Alt katlar ahır ve samanlık olarak kullanılıyor. Bunun bir nedeni arazinin yetersiz oluşu, bir nedeni ise çetin geçen kış şartlarında hayvanların ısısından yararlanmak.
Bolay'ın yaylaları beldenin güneyinde. Sarıveliler, Ermenek yolu üzerinde. Bolay'ın Karapınar yaylasında başlayan bu yaylalar zinciri Ermenek'te Zeyve Pazarı'na kadar uzanıyor ve yaz aylarında binlerce insan buralarda konaklıyor. Karapınar Yaylası, Toroslarda flora bakımından en zengin bölgelerimizden biri. Navruz, yaban lalesi, kardelen gibi az bulunur çiçekler martnisan aylarında bu yaylalarda bulunur.

Nasıl gidilir?

Konya'dan Boğaziçinin en uzak noktası olan Bolay 160 km uzaklıkta. Bu bölgeyi tanımak için birkaç gün ayırmak gerekiyor. Bölge kamp için ideal bir bölge. Ayrıca Taşkent'te Pirlerkondu otelinde de kalınabilir. Balcılar, Çetmi ve Bolay'a her gün araba var ama bu, gezginler için uygun değil. En ideali grup gezileri olabilir. Çünkü Boğaziçi dışında bölgede görmeye değer yaylalar, beldeler var. Gevne Vadisi, Başyayla, Göktepe, Yörük Pazarı, bunlardan sadece birkaçı.
Çetmili Fadime Eski'nin dizeleriyle bağlayayım sözü.

"Sarı çiğdem dutam dutam yollarda
Baba ardıç küme küme dağlarda
Guzum senin olmadığın yerlerde
Neyleyim dünyaya kalacak malı"